top of page

Kaçakçılık Suçları: Yasal Süreçler

avburcucanik
24 Ağu
5 dakikada okunur


High angle view of a customs checkpoint with inspection equipment

Kaçakçılık suçları, dış ticaret ve gümrük işlemlerinin yalnızca vergisel boyutunu değil, aynı zamanda ceza hukuku boyutunu da ilgilendiren önemli uyuşmazlık alanlarından biridir.

Türkiye’de eşyanın gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın ülkeye sokulması, gümrük vergilerinin aldatıcı işlemlerle ödenmemesi, transit veya geçici ithalat rejimlerinin amacı dışında kullanılması, kaçak eşyanın ticari amaçla bulundurulması veya satılması gibi fiiller esas olarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında düzenlenmektedir.

Ancak uygulamada her gümrük mevzuatı ihlalinin kaçakçılık suçu oluşturmadığının özellikle vurgulanması gerekir. Bir fiilin idari yaptırım veya gümrük cezası gerektirmesi ile ceza hukuku anlamında kaçakçılık suçu oluşturması birbirinden farklı hukuki değerlendirmelerdir.


Kaçakçılık Suçu Nedir?

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, kaçakçılık suçunu tek bir fiil olarak tanımlamamış, farklı eylemleri Kanun’un 3. maddesi kapsamında ayrı ayrı suç olarak düzenlemiştir.

Bu nedenle bir olayın kaçakçılık suçu oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken yalnızca eşyanın gümrük işlemleriyle ilgili bir usulsüzlüğün bulunması yeterli değildir. Somut fiilin Kanun’da suç olarak tanımlanan hareketlerden birine uygun olup olmadığı, failin kastı, eşyanın niteliği ve olayın gerçekleşme şekli birlikte değerlendirilmelidir.


5607 Sayılı Kanun Kapsamındaki Başlıca Kaçakçılık Fiilleri


Eşyanın Gümrük İşlemlerine Tabi Tutulmaksızın Ülkeye Sokulması

Kaçakçılık suçunun en temel görünüm biçimlerinden biri, eşyanın gerekli gümrük işlemleri yapılmaksızın Türkiye’ye sokulmasıdır.

Bu kapsamda eşyanın gümrük idaresine hiç beyan edilmeden veya gümrük denetiminin dışında bırakılmak suretiyle ülkeye sokulması, 5607 sayılı Kanun kapsamında cezai sorumluluk doğurabilecek fiiller arasındadır.


Aldatıcı İşlem ve Davranışlarla Gümrük Vergilerinin Ödenmemesi

Eşyanın gümrük idaresine beyan edilmiş olması her durumda kaçakçılık suçunun oluşmasını engellemez.

5607 sayılı Kanun’un 3/2. maddesinde, eşyanın aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokulması ayrıca suç olarak düzenlenmiştir.

Bu suç tipi özellikle gümrük uygulamalarında önem taşımaktadır. Yanlış beyan, tarife farklılığı, kıymet farklılığı veya menşe uyuşmazlığının bulunması tek başına kaçakçılık suçunun oluştuğu anlamına gelmez.

Ceza sorumluluğundan söz edilebilmesi için somut olayda Kanun’da aranan unsurların, özellikle de aldatıcı işlem veya davranışın mevcut olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla gümrük idaresince ek tahakkuk veya idari para cezası uygulanmış olması, otomatik olarak 5607 sayılı Kanun kapsamında ceza sorumluluğu doğurmaz.


Transit Rejimine Aykırılık

Transit rejimi kapsamında Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden taşınan serbest dolaşımda olmayan eşyanın rejim hükümlerine aykırı biçimde Türkiye’de bırakılması da kaçakçılık suçu kapsamında düzenlenmiştir.

Bu tür uyuşmazlıklarda eşyanın transit rejimine hangi şartlarla alındığı, belirlenen güzergah, varış gümrüğü kayıtları ve eşyanın fiilen nerede bulunduğu önem taşımaktadır.


Geçici İthalat ve Dahilde İşleme Rejiminin Kötüye Kullanılması

Belirli bir amaç doğrultusunda kullanılmak veya işlenmek üzere geçici ithalat ya da dahilde işleme rejimi kapsamında Türkiye’ye getirilen eşyanın, gerçekte yurt dışına çıkarılmadığı halde hileli işlemlerle çıkarılmış gibi gösterilmesi de Kanun kapsamında suç oluşturabilmektedir.

Bu tür uyuşmazlıklarda gümrük beyannameleri, rejim izinleri, kapatma kayıtları, stok ve üretim belgeleri ile eşyanın fiilen nerede bulunduğuna ilişkin kayıtlar belirleyici olabilmektedir.


Kaçak Eşyanın Satın Alınması, Satılması, Taşınması veya Saklanması

Kaçakçılık suçuna doğrudan iştirak etmeyen kişiler açısından da cezai sorumluluk gündeme gelebilir.

Kaçak olduğunu bilerek ve ticari amaçla suç konusu eşyayı satın almak, satışa arz etmek, satmak, taşımak veya saklamak 5607 sayılı Kanun kapsamında suç oluşturabilmektedir.

Bu noktada kişinin eşyanın kaçak olduğunu bilip bilmediği ve hareketin ticari amaçla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği özellikle önem taşımaktadır.


Gümrük Vergilerinden Muaf Olarak İthal Edilen Eşyanın Amacı Dışında Kullanılması

Özel düzenlemeler gereğince gümrük vergilerinden tamamen veya kısmen muaf olarak ithal edilen eşyanın, ithal amacı dışında kullanılması, satılması veya devredilmesi de belirli şartlarda kaçakçılık suçu oluşturabilmektedir.

Bu nedenle özellikle muafiyetli ithalat işlemlerinde eşyanın kullanım amacı, kullanım süresi ve devir koşullarına ilişkin mevzuata uyulması önem taşımaktadır.


İthali veya İhracı Yasak Eşya

İthali kanunen yasaklanmış eşyanın ülkeye sokulması veya ihracı yasak olan eşyanın Türkiye’den çıkarılması da 5607 sayılı Kanun kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.

Ancak suç konusu eşya bakımından daha özel bir ceza normunun bulunması halinde, hangi kanunun uygulanacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.


Gerçeğe Aykırı İhracat ve Teşvik İşlemleri

İhracata bağlı teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla gerçekte yapılmayan bir ihracatın yapılmış gibi gösterilmesi veya ihraç edilen eşyanın cins, miktar, özellik ya da fiyatının gerçeğe aykırı şekilde beyan edilmesi de kaçakçılık suçu kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Bu suç tipi bakımından ihracat beyannameleri, ticari faturalar, taşıma belgeleri, ödeme kayıtları ve teşvik uygulamasına ilişkin belgeler önem taşımaktadır.


Her Gümrük İhlali Kaçakçılık Suçu Mudur?

Hayır, uygulamada en önemli ayrımlardan biri budur.

4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamında ek tahakkuk veya idari para cezası uygulanmasını gerektiren bir işlem ile 5607 sayılı Kanun kapsamında ceza sorumluluğu doğuran kaçakçılık fiili aynı şey değildir.

Örneğin;

  • eşyanın gümrük kıymetinin farklı değerlendirilmesi,

  • GTİP uyuşmazlığı,

  • menşe farklılığı,

  • eksik veya hatalı beyan,

  • gümrük vergilerinin sonradan farklı hesaplanması, tek başına kaçakçılık suçunun varlığını ortaya koymaz.

Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için isnat edilen fiilin 5607 sayılı Kanun’da düzenlenen suçun tüm maddi ve manevi unsurlarını taşıması gerekir.

Özellikle Kanun’un 3/2. maddesi kapsamında bir değerlendirme yapılırken, aldatıcı işlem ve davranışın ne olduğu ve bunun hangi somut delillere dayandığı açık biçimde ortaya konulmalıdır.

Bu nedenle gümrük uyuşmazlığının vergisel ve idari boyutu ile ceza hukuku boyutunun birbirinden ayrılarak değerlendirilmesi gerekir.


Kaçakçılık Suçlarında Arama, Elkoyma ve Müsadere

Kaçakçılık soruşturmalarında suç konusu eşya hakkında arama ve elkoyma başta olmak üzere çeşitli koruma tedbirlerinin uygulanması gündeme gelebilir.

Kaçak olduğundan şüphe edilen eşyaya el konulabileceği gibi, Kanun’da öngörülen şartların bulunması halinde eşyanın taşınmasında kullanılan araçlar bakımından da müsadere hükümleri uygulanabilir.

Bu nedenle kaçakçılık soruşturmaları özellikle ticari işletmeler açısından yalnızca ceza yargılaması sonucunda verilecek kararla sınırlı sonuçlar doğurmaz. Eşyaya veya taşıta el konulması, ticari faaliyetin devamı bakımından önemli ekonomik ve operasyonel sonuçlar yaratabilir.

Bu tedbirlerin hukuka uygunluğu, ölçülülüğü ve devamının gerekip gerekmediği soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ayrıca değerlendirilebilir.


Kaçakçılık Suçlarında Soruşturma ve Yargılama Süreci

5607 sayılı Kanun kapsamındaki suçlara ilişkin süreç çoğunlukla bir ihbar, gümrük kontrolü, kolluk işlemi veya idari inceleme sonucunda başlatılmaktadır.

Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gümrük beyannameleri, faturalar, taşıma belgeleri, banka ve ödeme kayıtları, şirket kayıtları, bilirkişi incelemeleri ve gerektiğinde gümrük idaresinin teknik değerlendirmeleri delil olarak kullanılabilir.

Soruşturma sonunda yeterli şüphe bulunması halinde iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. Yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı takdirde ise kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir.

5607 sayılı Kanun kapsamındaki suçlara ilişkin yargılamalarda, suçun niteliği ve bağlantılı başka suçların bulunup bulunmadığı görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Özellikle kaçakçılık fiiliyle bağlantılı olarak sahte belge kullanıldığı veya düzenlendiği iddiasının bulunduğu dosyalarda, kaçakçılık suçu ile belgede sahtecilik suçunun birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.


Sonuç

Kaçakçılık suçları, gümrük ve dış ticaret mevzuatı ile ceza hukukunun kesiştiği teknik bir alandır.

Özellikle ithalat ve ihracat işlemlerinde ortaya çıkan her beyan farklılığının, vergi farkının veya gümrük uyuşmazlığının kaçakçılık suçu olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.

Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda düzenlenen ilgili suç tipinin tüm maddi ve manevi unsurlarının somut olayda gerçekleşmiş olması gerekir.

Bu kapsamda eşyanın niteliği, ithalat veya ihracat şekli, gümrük beyannamesi ve eki belgeler, ticari faturalar, ödeme kayıtları, taşıma belgeleri, failin kastı, aldatıcı bir işlem bulunup bulunmadığı ve olayın gerçekleşme biçimi birlikte değerlendirilmelidir.

Kaçakçılık soruşturmalarının gümrük mevzuatı ile ceza hukuku arasında yakın bir ilişki barındırması nedeniyle, somut olayın soruşturmanın ilk aşamasından itibaren hem gümrük hukuku hem de ceza hukuku yönünden birlikte ele alınması önem taşımaktadır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page