top of page

Danıştay’da Kesinleşen Gümrük Kanunu m. 234/1-b Kararı: Düşük Kıymet Beyanı Tek Başına Ceza Nedeni Değildir

  • avburcucanik
  • 2 saat önce
  • 4 dakikada okunur


İthal edilen eşyanın beyan edilen kıymetinin emsal ürünlere göre düşük olması, gümrük idaresinin doğrudan ek vergi tahakkuku yapması ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234/1-b maddesi uyarınca para cezası uygulaması için tek başına yeterli midir?

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen karar, özellikle gümrük kıymetinin tespiti, kıymet belirleme yöntemlerinin uygulanma sırası ve düşük kıymet beyanının hukuki sonuçları bakımından önemli değerlendirmeler içermektedir.


Uyuşmazlığın Konusu

Uyuşmazlık, elektrik süpürgesi ithalatına ilişkin gümrük beyannamelerinde beyan edilen kıymetin idarece düşük bulunmasından kaynaklanmıştır.

İthalata konu eşyalara ilişkin faturalarda marka ve model bilgisine yer verilmemiş, ancak TAREKS kayıtları üzerinden ürünlerin marka ve modelleri tespit edilmiştir.

Gümrük idaresi tarafından yapılan incelemede, beyan edilen kıymetin aynı model ürünün Türkiye’ye yapılan diğer ithalatlarında tespit edilen en düşük kıymetin yaklaşık 15 kat altında olduğu değerlendirilmiştir.

Bu tespit üzerine idarece;

  • gümrük vergisi,

  • ilave gümrük vergisi,

  • özel tüketim vergisi,

  • katma değer vergisi

yönünden ek tahakkuk yapılmış ve ayrıca 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 234/1-b maddesi uyarınca üç kat para cezası uygulanmıştır.

İthalatçı tarafından söz konusu ek tahakkuk ve para cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.


Gümrük Kıymetinin Belirlenmesinde Esas Yöntem: Satış Bedeli

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca ithal eşyasının gümrük kıymetinin belirlenmesinde esas yöntem, eşyanın satış bedelidir.

Başka bir ifadeyle, gerekli kanuni koşulların bulunması halinde ithalat sırasında fiilen ödenen veya ödenecek fiyatın esas alınması gerekmektedir.

Satış bedelinin gümrük kıymetinin belirlenmesinde kullanılamadığı durumlarda ise Kanun’un 25 ve devamı maddelerinde düzenlenen diğer kıymet belirleme yöntemlerine geçilebilir.

Bu kapsamda aynı eşyanın satış bedeli, benzer eşyanın satış bedeli, indirgeme yöntemi ve hesaplanmış kıymet yöntemi gibi yöntemler gündeme gelebilmektedir.

Ancak burada önem taşıyan husus, gümrük kıymetinin belirlenmesinde öngörülen yöntemlerin gelişigüzel değil, Kanun’da belirlenen sıra içerisinde uygulanması gerektiğidir.

Bir önceki yöntemin uygulanabilirliği ortadan kaldırılmadan sonraki yönteme geçilmesi mümkün değildir.


Beyan Edilen Kıymetin Düşük Olması Satış Bedelinin Reddedilmesi İçin Yeterli Değildir

Bölge İdare Mahkemesi, uyuşmazlıkta idarenin yalnızca beyan edilen kıymet ile emsal ithalat kıymetleri arasındaki farktan hareket ettiğini tespit etmiştir.

İdare, beyan edilen kıymetin aynı model ürünün diğer ithalatlarına göre yaklaşık 15 kat düşük olduğunu ileri sürmüş ve bu nedenle satış bedeli yöntemini terk ederek emsal kıymetler üzerinden işlem tesis etmiştir.

Ancak Mahkeme, beyan edilen kıymetin düşük olmasının tek başına satış bedelinin gerçek olmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli olmadığını kabul etmiştir.

Satış bedelinin gerçeği yansıtmadığı sonucuna ulaşılabilmesi için idarenin bu hususu somut bilgi ve belgelerle ortaya koyması gerekmektedir.

Somut olayda ise;

  • ihracatçı veya satıcı firma nezdinde herhangi bir araştırma yapılmadığı,

  • eşyanın gerçek satış bedelinin farklı olduğuna ilişkin resmi makam yazışması bulunmadığı,

  • faturaların sahte veya gerçeğe aykırı olduğuna yönelik bir tespit yapılmadığı,

  • ödeme ve banka kayıtları üzerinden aksi yönde somut bir bulguya ulaşılmadığı,

  • taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle bedelin etkilendiğine ilişkin somut bir değerlendirme ortaya konulmadığı

tespit edilmiştir.

Bu nedenle satış bedeli yönteminin uygulanmasını engelleyen şartların oluştuğu hukuken ortaya konulamamıştır.


Kıymet Tespitinde Yöntem Sırasına Uyulması Zorunludur

Kararın önemli yönlerinden biri de gümrük kıymetinin belirlenmesinde yöntem sırasının zorunlu olduğunun açık biçimde ortaya konulmasıdır.

İdarenin, yalnızca beyan edilen kıymeti düşük bulması nedeniyle satış bedeli yöntemini doğrudan terk ederek aynı veya benzer eşyanın kıymetine göre işlem tesis etmesi hukuka uygun bulunmamıştır.

Öncelikle satış bedelinin neden kabul edilemeyeceğinin hukuken ve somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

Dolayısıyla;

“Emsal ithalat kıymeti daha yüksek olduğuna göre beyan edilen kıymet yanlıştır” şeklindeki tek başına bir değerlendirme, Gümrük Kanunu’nda öngörülen kıymet belirleme sisteminin uygulanması açısından yeterli değildir.


Ek Vergiler ve Gümrük Kanunu m. 234/1-b Kapsamındaki Para Cezası İptal Edildi

Bölge İdare Mahkemesi, satış bedeli yönteminin hukuka uygun biçimde dışlanmadığı ve kıymet belirleme yöntemlerinin uygulanma sırasına uyulmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu nedenle yapılan ek vergi tahakkukları ile Gümrük Kanunu’nun 234/1-b maddesi kapsamında uygulanan para cezası hukuka aykırı bulunmuştur.

Mahkeme, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak dava konusu işlemlerin iptaline karar vermiştir.

Kararın gümrük idaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine uyuşmazlık Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun önüne gelmiştir.

Kurul, idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı sonucuna ulaşmış, temyiz istemini reddetmiş ve böylece iptal kararı kesinleşmiştir.


Kararın İthalatçılar Açısından Önemi

Karar, gümrük kıymetine ilişkin uyuşmazlıklarda idarenin yalnızca emsal fiyat karşılaştırmasına dayanarak ek tahakkuk ve para cezası uygulayamayacağını göstermesi bakımından önemlidir.

Karardan çıkan temel ilkeler şu şekilde özetlenebilir:

  • Beyan edilen kıymetin emsal ithalatlara göre düşük olması tek başına ek tahakkuk ve ceza uygulanmasını haklı kılmaz.

  • Gümrük idaresi, öncelikle beyan edilen satış bedelinin neden kabul edilemeyeceğini somut bilgi ve belgelerle ortaya koymalıdır.

  • Gümrük kıymetinin belirlenmesinde Gümrük Kanunu’nda öngörülen yöntem sırasına uyulması zorunludur.

  • Satış bedeli yönteminin uygulanabilirliği ortadan kaldırılmadan aynı veya benzer eşya kıymeti yöntemine geçilemez.

  • Emsal kıymetin daha yüksek olması, tek başına faturadaki satış bedelinin gerçeği yansıtmadığını göstermez.

  • Ek verginin hukuka uygunluğu ortaya konulmadan Gümrük Kanunu’nun 234/1-b maddesi kapsamında buna bağlı para cezası uygulanması da hukuken tartışmalı hale gelir.


Sonuç

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen karar, gümrük kıymetinin tespitinde idarenin yalnızca fiyat farklılığına dayanamayacağını ortaya koymaktadır.

Bir ithalat işleminde beyan edilen kıymetin diğer ithalatlara veya piyasa fiyatlarına göre önemli ölçüde düşük olması idarenin inceleme yapmasını gerektirebilir. Ancak bu durum, tek başına satış bedelinin reddedilmesi, emsal kıymetin esas alınması ve Gümrük Kanunu’nun 234/1-b maddesi kapsamında ceza uygulanması için yeterli değildir.

İdarenin öncelikle satış bedelinin gerçeği yansıtmadığını somut ve denetlenebilir delillerle ortaya koyması ve gümrük kıymetinin belirlenmesinde Kanun’da düzenlenen yöntem sırasına uygun hareket etmesi gerekmektedir.

Bu yönüyle karar, gümrük kıymeti farklılıklarından kaynaklanan ek tahakkuk ve para cezası uyuşmazlıklarında ithalatçılar bakımından önemli bir emsal niteliğindedir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page